Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler, petrol fiyatlarını rekor seviyelere taşıyor. Bu durum, küresel enflasyonu körükleyerek merkez bankalarını ve ekonomileri zorluyor.
Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimler, stratejik enerji rotaları üzerindeki baskıyı artırarak küresel enflasyon riskini yükseltiyor. Analistler, Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat belirsizliklerinin devam etmesi halinde Brent petrolün varil fiyatının kısa vadede 150 dolar seviyesine ulaşabileceği uyarısında bulundu. Bu durum, merkez bankalarının faiz politikalarını ve küresel ekonomik görünümü önemli ölçüde etkileme potansiyeli taşıyor.
Enerji maliyetlerindeki bu keskin yükseliş, başta enerji ithalatına bağımlı Avrupa ve Asya ekonomileri olmak üzere dünya genelinde resesyon riskini artırıyor. Ekonomistler, Brent petrolün 100 dolar eşiğinin üzerinde kalıcı olmasının küresel arz açığını derinleştireceğini belirtiyor. Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık yükselişin, başta ABD olmak üzere tüm ülkelerde tüketici maliyetlerine doğrudan yansıyacağı öngörülüyor.
Enflasyonla mücadelenin sürdüğü bu dönemde petroldeki ani fiyat artışları, merkez bankalarının politika alanını daraltıyor. ABD Merkez Bankasının projeksiyonlarına göre, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış ülkenin manşet enflasyonunu yaklaşık yüzde 0,35 yukarı çekiyor. Petrolün 100 dolar seviyesinde kalıcı olması durumunda, 3 ila 6 ay içinde ABD ekonomisi üzerinde yüzde 1,4’lük ek enflasyon yükü oluşması bekleniyor.
Bu durum, faiz indirimi bekleyen piyasalarda faizlerin “daha uzun süre yüksek” kalacağı, hatta yeniden artış döngüsüne girilebileceği endişesini doğuruyor. Para piyasalarındaki fiyatlamalar, enerji fiyatlarındaki yükselişlerden kaynaklanan belirsizlik algısının sürdüğünü gösteriyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), petroldeki her 10 dolarlık kalıcı yükselişin küresel enflasyonda yüzde 0,2’lik hızlanmaya sebep olabileceğini tahmin etti. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise petroldeki her yüzde 10’luk kalıcı yükselişin küresel enflasyonda yüzde 0,4’lük hızlanmaya yol açabileceği öngörüsünde bulundu. IMF Başkanı Kristalina Georgieva, maliyet artışının küresel büyümeyi yüzde 0,2 yavaşlatabileceğine dikkat çekti.
Varlık yönetim şirketi Vanguard, düşük büyüme ve yüksek enflasyonun aynı anda yaşandığı “stagflasyon” senaryosunun, ekonomi politikalarını küresel ölçekte kilitleyebileceğini vurguladı. Akaryakıt istasyonlarında litre başına ortalama 10-15 sentlik bir maliyet artışı, ham petroldeki her 10 dolarlık yükselişle hesaplanıyor.
Dünyanın önde gelen enerji analiz kuruluşları Gunvor ve Energy Aspects, lojistik tıkanıklığın sürmesi durumunda küresel petrol, benzin ve dizel stoklarının mayıs sonunda kritik seviyelere gerileyeceğine dikkat çekti. Jeopolitik istikrarsızlığın haziran sonuna kadar devam etmesi halinde, dünya genelindeki stokların tamamen tükenebileceği ve fiyatların öngörülemez bir noktaya evrileceği kaydedildi. Piyasalarda mevcut durum “fırtına öncesi sessizlik” olarak nitelendiriliyor.
Yüksek enerji maliyetlerinin faturası, ithalata bağımlı Avro Bölgesi ve Japonya için daha ağır olacak. Brent petrolün 125 dolar seviyesinde kalıcı olması durumunda Avro Bölgesi ekonomisinin büyümede 1 puanlık kayıpla resesyona girmesi bekleniyor. ABD ekonomisi güçlü istihdam piyasasıyla direnç gösterse de petrolün 150 doları aşması halinde bu direncin kırılabileceği belirtiliyor.
Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık yükselişin enflasyon üzerinde ciddi etkileri olduğunu belirtti. Ergezen, bu durumun küresel ticaretin yanı sıra küresel üretimin de maliyetini artırdığını vurguladı. Savaşın etkisinin sadece petrol ve doğal gazla sınırlı kalmadığını, safran, alüminyum ve helyum gibi ürünlerin üretimini de etkilediğini ifade etti.
Ergezen, petrolün türevlerinden kaynaklanan veya ham madde olarak kullanıldığı üretim alanlarında da fiyat artışları görüldüğünü aktardı. Bakır, alüminyum, elektrik maliyetleri ve gübre fiyatlarının bu dolaylı etkilerle yükseldiğini kaydetti. Ayrıca petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın, alternatif ikame ürünlerini de etkilediğini, örneğin polyester ve pamuk fiyatlarında yukarı yönlü seyirler yaşandığını dile getirdi.
Mısırın küresel üretiminin yüzde 60’ının biyodizel üretiminde kullanılması nedeniyle, petrol fiyatları arttığında biyodizel ve mısır talebinin de arttığını Ergezen açıkladı. Benzer şekilde, petrol fiyatlarındaki yükselişin etanol fiyatlarını da yukarı çekmesiyle üreticilerin şeker yerine etanol üretmeyi tercih ettiğini, bunun da şeker arzının azalması endişesiyle fiyat artışlarına yol açtığını belirtti.
Taşımacılık ve lojistik maliyetleri de savaş nedeniyle ciddi şekilde etkileniyor. Ergezen, sigortacılık maliyetlerinin ve navlun fiyatlarının artış gösterdiğini, gemilerin Süveyş Kanalı yerine daha uzun rotaları tercih etmesinin zaman maliyetini yükselttiğini söyledi. Savaşın etkilerinin fiyatlara henüz tam olarak yansımadığını, ancak 1-3 ay gecikmeyle hissedilmeye başlanacağını ifade etti.
Ergezen, yaz aylarında savaşın bu şekilde devam etmesi veya fiyatlamaların sürmesi durumunda tüm dünyada çok ciddi bir enflasyon oluşacağını öngördü. Merkez bankalarının bu durumu sadece faizleri sabit bırakarak sürdürmesinin mümkün olmayacağını, faiz artırımlarının da gündeme gelebileceğini sözlerine ekledi.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap